Reklam
Reklam
Reklam
Protez Kullanıcıları

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Doğuştan iki bacağının da dizden aşağısını kaybeden ABD’li paralimpik olimpiyat rekortmeni, oyuncu, model, aktivist Aimee Mullins sıradışı hayat hikayesini, hayallerini ve yaşadığı zorlukları Hürriyet’ten Ali Tufan Koç’a anlattı.

Doğuştan iki bacağının da dizden aşağısını kaybeden ABD’li paralimpik olimpiyat rekortmeni, oyuncu, model, aktivist Aimee Mullins sıradışı hayat hikayesini, hayallerini ve yaşadığı zorlukları Hürriyet’ten Ali Tufan Koç’a anlattı.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Aimee Mullins, 20 Temmuz 1976 günü dünyaya geldiğinde doktorun, anne-bababasına bir iyi, bir de kötü haber verdiğini söylüyor. İyi haber: Bebeğin sağlık durumu yerinde. Kötü haber: Bacakları, olması gerekenden çok daha kısa, fibular hemimeli hastası olabilir. Yani: Fibula kemiği zayıf, yaşaması için iki bacağının da dizden aşağısı kesilecek.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Aimee’nin o günden bugüne kadar hayata sığdırdıkları yaklaşık şöyle: Paralimpik atlet olarak madalya, kupa dolu ortaokul ve lise yılları; 1996 Atlanta Paralimplik Olimpiyatları’nda 100 metre sprinter rekoru; 1999’da başlayan modellik kariyeri, sayısız kapak, çekim, defile… ‘Limitless’, ‘Power’, ‘Crossbones’ gibi dizilerle başlayan, ‘Appropriate Behaviour’ ve ‘Young Ones’ gibi ödüllü bağımsız filmlerle devam eden oyunculuk serüveni… Üzerine, başta TED konferansı olmak üzere farklı sahnelerde, yıllarca yaratıcılık ve potansiyelini kullamak üzere yapılan konuşmalar, aktivist paylaşımlar…

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

İstanbul 74’ün düzenlediği kültür ve sanat festivalinde konuşmak için İstanbul’a gelmişken, Soho House’ta yakalıyoruz. Yanında oyuncu eşi Rupert Friend, heyecanla Kapalıçarşı’daki Altınay’dan aldığı devedikeni motifli metal kemeri gösteriyor: “Düğünde Rupert ceket cebine iliştirmişti bir dal devedikeni…” Kendisini rahat hissedip hissetmediğini merak ediyorum. Bir eli kemerde, bir gözü eşi Rupert’ta, gülümseyerek başlıyor anlatmaya…

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

   Başarılarınızı inceliyorum, fotoğraf çekimlerinize bakıyorum: Müthiş bir kararlılık, özgüven ve sağlam bir duruş…
– Tuhaf… Oysa ‘ayakları yere basmak’ nasıl bir his bilmiyorum. Hayatım boyunca hiç bastığım yeri hissetmedim, sanki hep havada asılı yaşadım.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Hayata bu kadar iştahla tutunmak, ‘yere basamama’ eksikliğinden mi geliyor?
– Kendimi hiç eksik bulmadım, ailem beni ‘engelli bir çocuk’ gibi yetiştirmedi. Ben de öyle hissetmedim. Belki onlardan tek farkım, sabah kalkıp okula hazırlanırken üzerimi giymeden önce bacaklarımı takmam gerekiyordu, o kadar. Her çocuk gibi parkta koşturdum, bisiklete binmeyi öğrendim.

devamı

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Hadi, tamam meseleyi kendi içinde çözdünüz. Peki, toplum yargılarıyla, ‘ötekileştirme’leriyle nasıl başa çıktınız?
– Hayaller kurarak… Durduğum yerde hayallere dalardım. Hastane duvarında gördüğüm bir fotoğraf üzerine saatlerce hikâyeler yazardım, masallar uydururdum. Filmlere, fotoğraf sanatına düşkün geçti çocukluğum. İnsanların beni dışardan görüp ne düşündükleri, ne kadar acıdıkları umurumda değildi. Mutluydum kendi dünyamda.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Aman ilham verici filan diye yazma” ricasında bulundunuz. Bu mütevazı görünme telaşı neden?
– Son 20 yıldır etrafına bakıyorsun, yeni çıkan herkes dâhi, her şey müthiş ilham verici. Yeni medya sağ olsun, etraf dâhilerle, ‘ilham verici’ hikâyelerle dolu. Herkes dâhi olamaz., her tanık olduğunuz hikâye gerçekten de size ilham vermiş olamaz. Size dokunması, güzel hisler uyandırması başka… Stephen Hawking ve Steve Jobs gibi gerçek dâhilere tanık olmuşken, popüler kültürün her genç yeteneğe ‘modern dâhi’ demesini adil bulmuyorum. Bana gelince… Sabah kalkıyorum, bacaklarımı takıyorum ve hayatta severek yaptığım işlere –oyunculuğa, modelliğe, panellere – koyulmak için evden çıkıyorum. Olması gereken zaten bu. Üzgünüm ama bunda çok da ilham verici bir taraf göremiyorum.
Aynı zamanda yıllardır modelliğe devam. Güzellik tanımını değiştirdiğinize inanıyor musunuz?
– Çok güzel bir kadın olmak için kusursuz vücut hatlarına gerek yok. Hatta bacaklarına bile ihtiyacın yok. Düzen, herkesi aynı durmaya, tek tip gözükmeye itiyor. Estetik ameliyatlar, Instagram filtreleri hep bu planın bir parçası. Güzel olmak için tek ihtiyacın kusurunla barışmak, onu sevmek. Kusuruyla barışanın yüzüne bir rahatlık ve mutluluk çöker, o ışıltı işte gerçek güzelliktir. Hayatı, kusurunu tüm arsızlığınla kutlayacağın bir şölene dönüştürmeli. Mesele bu.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Ağır duygusal travmalar yaşadığınız oldu mu?
– Defalarca…
Nasıl toparladınız?
– Toparlamadım, aksine dağılmasına izin verdim. O berbat hissin üzerimden akıp geçmesini bekledim. Acını, üzüntünü yaşamaya izin vereceksin. Çoğu insan bunu yapamıyor. ‘İlham verici’ olma ve görünme kaygısı o kadar güçlü pornografik bir fikre dönüşmüş durumda ki kimsenin yere çakılma hikâyelerine, gözyaşlarına tahammüllü yok. Bunu gösterme cesaretine sahip olan da çok az.

Fotoğraf: Temmuz 1996, Atlanta Olimpiyatları’nda.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

Eylül 1998. Mullins, ilk kez bir dergi kapağında.

Aimee Mullins: Sanki hep havada asılı yaşadım!

“Erken yaşlarda protez bacağın ne kadar da estetik yoksunu, ürkütücü bir demir parçası olduğunu fark ettim. 20 sene önceydi. Dazed&Consufed dergisi kapak çekimi sırasında Alexander McQueen ile tanıştım. Beraber tahtadan protez tasarladık. Defilesinde model olarak yer aldım, podyumda kıyafetini ve tasarladığımız protez bacağı taşıdım. Yıllar içinde sanatçılarla, tasarımcılarla hatta mühendislerle bir araya gelip birlikte bir sanat formu olarak protez bacak çalıştık, tasarladık.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ArabicEnglishTurkish